Beauté Blanche. Beyaz Güzellik.

Beyaz Güzellik. Oh que les langues font plaisir. En effet. Changer de dimension, de terminologie, de syntaxe, d’expression, de pensée…

İnsanlar ne kadar acımasız ve ’soysuz‘ olabiliyorlar. Kendi öz güven eksiklikleri yüzünden, çevre ne der acaba ruh hali sebebiyle – (ki bu ‚çevre ne der‘ tutumu, önemsiz konularda bile söz konusu) – güvendikleri ve tanıdıkları insanlar hakkında bile, (kendi tecrübelerine dayanmaktansa), çevrelerinde bulunan sesini yükselterek ve abartılı davranışlarıyla daima ön planda bulunmaya çalışan insanin (-ların) baskısına göre, yol ve fikirlerini oluşturup, o mantıkta kalmayı ve kendi gerçek fikirlerinden uzaklaşarak yaşamlarını sürdürmeyi tercih edebiliyorlar. Tercih? Kısacası, birinin sesi ortamda güçlü olduğu için, kendi fikirlerinden vazgeçiyorlar. Doğru (yargısız ve geniş çapta) ve gerçek (burada ‚herkesin kendi gerçeği vardır‘ durumunu tartışmayalım) olan kendi fikirleri olsa bile.

En komik/ironik/belirgin tarafı da: bu tip insanların özentileri: hem ‚modern‘ (geniş kavram olarak) dünyaya uyum sağlamaya ve o dünyanın bir parçası olmaya çalışıyorlar, hem de aynı zamanda davranışları hiç bir açık fikirlilik göstermediği gibi, farkında olmadan kendi mantalitelerini (mentalité) sonuna kadar ‚uyguluyorlar‘ aslında.

Bu insanlar bir de yüksek seviyede eğitim görmüş insanlar olunca, durum daha da vahim oluyor. Bunca yıl çaba ve azimden sonra, halen özgüven sahibi olamamış insanlar.

Burada kalan tek bir unsur var: korkaklık demek ki genlerinde mevcut.

İki insan arasında irtibat veya ilişki – çok farklı boyutlarda oluşabilir. Hiç bir insan farklı kişilerle aynı ilişki veya irtibat şeklini yaşayamaz (right?). Ne kadar uğraşsa da, bu olmaz (indeed). Farklılıklara açık olunmadığı sürece, iç huzur ve sükunete erişmek oldukça zor. Belki de imkansız desem, yerinde midir?

Güven. Konuşmak. Koklaşmak. Sevmek ve sevilmek. Sevmeyi bilmek.

Saygı. Saygınlık. Tekrar Saygı (özellikle büyük baş harfiyle, ki anlamın ağırlığını ve önemini tüm etkenleriyle birlikte toplayarak yansıtsın). Hassasiyet. Güzel ve ince ruhluluk. Bunları aramak hedef olmalı. Bunu bulamayınca da gitmeyi bilmek gerek. – Bir ‚kim ne der‘ durumu yüzünden, hassasiyete sahip olmayanın yanında kalmamak gerek. –

Ne zaman ki yanlış davranışlara izin, ve temel değerlerden taviz verilirse, kişilik ve karakter olgunluğu o zaman sarsılmaya başlar.

Yürek ve cesaret. İşte budur gerekli olan. Bunu bulamadığın insandan uzak dur. Zarar gelir.

Sevmek özgüven ister. Özgür bırakmak da özgüven ister. Hayatı paylaşırken birbirine engel olmayan iki insanın temelinde de özgüven olmalı. Ne zaman ki bu iç huzur sarsılır, o zaman kısıtlanma ve şartlandırma başlar. Ne kadar yazık. Ne kadar yazık ki, insanlar birbirileriyle en güzel ve huzur dolu anları geçirip olumlu yoğunlukların paylaşımlarını tadabilecekken, gereksiz gerginliklerle uğraşıyorlar.

Her gün yaptıklarınıza karşılık hayatınızdan bir gün veriyorsunuz. Bu geçen günün içeriği verdiğiniz ‚yaşam gününe‘ değiyor mu? Hiç tarttınız mı? Bütün bir güne eş değer olabilecek potansiyeldeki unsurlar, huzuru getiren unsurlara ulaşmaları gerekmez mi? Bir günü huzursuzlukla geçirmek nasıl mümkün olabilir? Olmamalı. Buna (huzuru yaşamaya) gayret gösterilmeli.

Sev beni, seveyim seni. Say beni, sayayım seni.

İnsana karşı saygı, kendisine olan saygı misali.. Başka insanların hayatlarıyla veya yapılarıyla dalga geçen insan, kendi değerini düşürdüğü gibi, içine daldığı ruh huzursuzluğunu da kolay atamaz. Gün gelir o dalga geçmenin cevabı geri döner. Bir başkası tarafından geri getirilmesi değil, daha ağır – kendi iç dünyanızın yüzeye çıkmasıyla birlikte geri döner ve üzer. Derinden üzer.

Ve o insana tüm potansiyeliyle birlikte yazık olur.

Beauté Blanche. Evet Beyaz Güzellik. I wish everyone would try to keep this white beauty in himself.

Bonne nuit.

 

 

 

Hinterlasse einen Kommentar